İçeriğe atla
Beyaz arka plan önünde, korkudan korkma döngüsündeki zihnin kendi içine katlanmasını ve savunma mekanizmalarını simgeleyen; iç kısımları koyu yeşil, pul kenarları ise parlak altın sarısı tonlarında boyanmış katmanlı bir çam kozalağı.
Farkındalık11 Haziran 20261 dk okuma

Korkudan Korkma

Dr. İnci Cengiz

Hepimiz pek çok yaşam sürecinden geçiyor, hayatın bizi yorduğu ve zorladığı alanlarla savaşıyoruz. Korkularımız; beklenmedik olaylarla baş etmekte güçlük çektiğimiz zamanlarda beliren, zihnimizin tepkilerinin bedenimizde hissedildiği kalp çarpıntısı, sıkıntı hali, huzursuzluk, yerinde duramama, terleme ve titreme gibi belirtilerle kendisini gösterir. Biz korkularımızdan korkup endişe ettikçe, bu belirtileri anlamlandırmamız da güçleşir. Korku belirtileri ortaya çıkmasın diye korku oluşturabilecek her şeyden kaçmak ve uzaklaşmak, korkularımızın azalması yerine daha da artmasına neden olur.Bedenimizde ne olduğuna korkmadan bakabilmek, korkumuzu yenebilmenin ilk şartıdır. Bedenimizde meydana gelen değişiklikleri çok kötü bir şeyin habercisi olarak görmek yerine sakince takip edebilmek, o sırada mevcut olan sorunun çözümü için bize çok yardımcı olacaktır. Endişelendiğimiz ve üzerine gidemediğimiz olayların ardında korku varsa, bu durum karar alma ve sorun çözme becerilerimizi engelliyorsa, üstesinden gelmek için muhakkak profesyonel bir yardım alalım.Korkularımız nedeniyle engellenen hayatımız, bir süre sonra yaşam enerjisi yokluğunun da eklendiği keyifsiz ve mutsuz bir çöle dönüşecektir. Yaşam enerjisi; merak etmekten, anlamaktan, korkularımızı fark edip onları deneyimleyerek nefes alabilmekten geçer. Hepimize, kendimize bakma cesaretinin gelmesi dileğiyle.

Sıkça Sorulan Sorular

Beklenmedik veya zorlayıcı olaylarla karşılaştığımızda zihnimiz bir tehdit algılar. Zihnin bu korku tepkisi, bedende kalp çarpıntısı, huzursuzluk, terleme ve titreme gibi somatik (fiziksel) belirtiler olarak kendini gösterir. Bu, bedenin kendini koruma mekanizmasıdır.

Hayır, aksine artırır. Korku oluşturabilecek olay veya durumlardan sürekli kaçmak ve uzaklaşmak, kısa vadede rahatlatıcı görünse de uzun vadede korkularımızın zihnimizde daha da büyümesine ve kemikleşmesine neden olur.

Korkuyu yenmenin ilk şartı, o esnada bedenimizde meydana gelen değişikliklere korkmadan bakabilmektir. Bu fiziksel değişimleri kötü bir şeyin habercisi (felaket senaryosu) olarak görmek yerine, sakince takip edip anlamlandırmak sorunun çözümünü kolaylaştırır.

Korkular yüzünden sürekli kısıtlanan bir hayat, zamanla mutsuz ve keyifsiz bir çöle dönüşebilir. Yaşam enerjisini yeniden kazanmak; merak etmekten, hayatı anlamlandırmaya çalışmaktan ve korkuları fark edip onlardan kaçmadan deneyimleyebilme cesaretinden geçer.

Endişelendiğimiz olayların üzerine gidemiyorsak, korkularımız karar alma ve günlük sorunlarımızı çözme becerilerimizi engellemeye başladıysa, hayat kalitemizi korumak adına muhakkak profesyonel bir psikolojik yardım (psikoterapi) almalıyiz.